Özgürlüklerin Şehri Amsterdam

Vakit geldi ve balayı rotamızın son durağı olan Amsterdam seyahatimizi de yazıya dökmek istedik. Hatırlatmak isteriz ki balayı rotamız 15 günlük bir zaman periyodunda sırasıyla Barselona, Paris, Brüksel, Brugge ve Amsterdam şehirlerinden oluşuyordu. Her şehir ile ilgili gezi notlarımızı daha önceki yazılarımızda siz sevgili gezginler ile paylaşmıştık 🙂

Vize başvurusunu hangi ülkeye yapmalıyım?

Vize başvurularını Hollanda Konsolosluğu tarafından görevlendirilen VFS Global şirketi almaktadır. Eğer giriş ülkeniz Hollanda ise ve en çok bu ülkede kalacaksanız Schengen vize başvurunuzu Hollanda aracılığı ile yapacaksınız. İlk giriş yapacağınız ülke Hollanda olsa bile rotanızda başka ülkeler varsa ve bu ülkelerde daha çok vakit geçirecekseniz başvurularınızı o ülkeler aracılığı ile gerçekleştirmeniz gerekmektedir.

Türkiye’den Amsterdam’a nasıl gidebilirim?

Amsterdam’a Türkiye’den gitmek istiyorsanız bir çok şehirden ulaşma imkanınız mevcut. İstanbul, İzmir, Antalya ve Dalaman Havalimanlarından direkt uçuşlar bulabilirsiniz. THY ve Pegasus gibi havayollarının yanı sıra Sunexpress ve TUI.nl gibi havayollarının da az sayıda seferini bulabilirsiniz. Sunexpress Antalya’dan, TUI.nl ise Dalaman’dan uçusunu gerçekleştiriyor.

Gezi rotama dahil etmek istesem başka hangi yollarla ve hangi şehirlerden ulaşım sağlayabilirim?

Avrupa’daki bir çok havaalanından bu şehre elbette uçabilirsiniz. Ama daha ekonomik ve konforlu çözümler sunan bir ulaşım şekli daha mevcut. Paris, Brüksel gibi kozmopolit şehirlerden bu şehre yüksek hızlı trenler ile 3 saat ve daha kısa sürelerde ulaşabilirsiniz. Bu trenleri Thalys işletiyor ve bileti buradan alabilirsiniz. Dilerseniz Brüksel’den otobüs ile de 3 saatte ulaşma şansınız bulunuyor.

Kaç gün zaman ayırmalıyım?

Şehri biraz da olsun tanımak istiyorum, hatıralarım daha çok olsun diyorsanız 3 gün zaman ayırmanızı tavsiye ederiz. Amsterdam’da yapacak şeyler her zaman bulursunuz ama 3 günlük bir seyahatte Amsterdam beklentilerinizi karşılayacaktır.

Şehir içi ulaşım:

Ana tren istasyonuna vardığımızda tramvay kullanarak şehre ulaştık. Ödemelerinizi tramvay şoförüne yapabiliyorsunuz. Bunun dışında şehirde sadece yürüyerek istediğimiz yerlere kolaylıkla eriştik. Bizim gibi yürümeyi seviyorsanız şehir içine ulaşım ücreti ödemeyeceksiniz demektir. Fakat ben toplu taşıma kullanırım diyorsanız 1 saat geçerli ulaşım biletini 2,90 Euro’ya, 1 gün boyunca geçerli ulaşım bileti ise 7,50 Euro’ya satın alabilirsiniz.

DSCF7165

Ne zaman gitmeliyim?

Amsterdam en yüksek sıcaklıklarını Ağustos aylarında görüyor. Fakat, bu yüksek sıcaklık bildiğiniz sıcaklıklardan değil tabi ki. Ağustos ayında bile ortalama 17 derece sıcaklık istatistiğine sahip bir şehir burası. Her zaman yanınızda kalın giyecekler olması yararınıza olur. Ya da olmasa da olur elbette, bizim gibi Amsterdam’dan alışveriş yapar ve bir-iki parça kıyafet alırsınız olur biter 🙂

En ideal gezi periyodu Haziran-Eylül ayları olarak gözümüze çarpsada en ucuz uçak biletlerine ulaşabileceğiniz Şubat-Mayıs periyodu da size tavsiye edebileceğimiz ikinci zaman periyodu olacak.

Nerelere gitmeliyim ve neler yapabilirim?

Heineken Experience: Bira seven biriyseniz doğru şehirdesiniz ve doğru adrese sizi yönlendiriyor olacağız. Heineken markasının ilk üretim yeri olan Amsterdam merkezde yer alan binasında size unutulmaz bir deneyim sunuluyor. Biletlerinizi online olarak satın alırsanız sırada beklemezsiniz. Size bira üretiminin birçok aşamasını gösteriyorlar. Bu süreci de oldukça interaktif dizayn etmişler. Spoiler vermeyelim. Kesinlikle ziyaret edin ve kendiniz görün. Biletinizi bu adresten satın alabilirsiniz. Satın aldığınız bilete içeride 2 adet biranın da dahil olacağını belirtmek isteriz. Çıkarken etiketi üzerine istediğiniz şeyi yazdırabileceğiniz Heineken şişelerini ve camına istediğinizi yazdırabileceğiniz Heineken bira bardaklarını hediye olarak alabilirsiniz. Biz dayanamayıp her ikisini de yaptırdık ve bavullarımıza dikkatlice yerleştirip İstanbul’a getirdik.

Vondelpark: Amsterdam’ın merkezinde yer alan bu devasa parkta güneşin altında göletlerin kenarında uzanabilir, havanın daha soğuk olduğu günlerde ise güzel bir yürüyüş parkurunu deneyimleyebilirsiniz. Genç nüfusun barbekü yaptığı bu park biraz bize Belgrad Ormanı’nı anımsatsa da belli kısımlarında kalabalığın daha az olduğu yerlerde sükûneti ve huzuru yeniden keşfedebilirsiniz. Bisiklet kiralayarak bu güzel parkta keyifli bir gezi yapabilirsiniz.

Madame Tussauds: İstanbul’da ve birçok şehirde olan bu müzeye neden Amsterdam’da gitmeliyim diyebilirsiniz. Madame Tussauds şubelerinin kendilerine özgü balmumu heykelleri ve farklı deneyimleri sunduğunu tekrar belirtelim. Bu yüzden zamanınız varsa buraya da vakit ayırın. Çok renkli ve keyifli bir dünya sunan Madame Tussauds’da farkına varmadan saatlerinizi geçiriyorsunuz. Gerçeğe yakın görüntüsü ile sevdiğiniz ünlülerin balmumu heykelleri sizleri etkilemeyi başarırken bir anda şaşalı dünyaya kendinizi kaptırıyorsunuz. Sizlerin de karaktere dönüşmenizi sağlayan bir sürü aksesuarı da rahatlıkla bulabilirsiniz. Bir alanda Marilyn Monroe peruğunu kapıp eteklerinizi tutmaya çalışırken diğer tarafta Charlie Chaplin’e dönüşebilirsiniz.  Ayrıca ücretsiz olarak, kısa videolarınızı çekebileceğiniz alanlar da yer almakta olup ilerleyen zamanda da saklamak için kendinize mail atabilirsiniz. Mankenlerin yer aldığı kısımda bir de podyum bulunmaktadır. Eğer kendinize güveniyorsanız oradan üstünüze birkaç tarz parça geçirerek podyumun siz de tozunu attırabilirsiniz. Bol bol fotoğraf çekeceğinizin garanti olduğu bu gezide fotoğraf makinenizde ve telefonlarınızda yer açmayı da unutmayın.

Hardrock Cafe: Kanal kenarına konumlanarak Amerikan mutfağından esintiler sunan Hardrock Cafe’nin Amsterdam şubesinini dilediğiniz herhangi bir öğünde denemenizi tavsiye ederiz. Biz hamburgerini denedik ve memnun kaldık. Hediyelik bakınmayı sevenler için içeride mağaza alanı da yer alıyor. Belirtmeden geçmeyelim, bize servis yapan kafe çalışanı gittiğimiz hafta içerisinde birçok Türk’ün de uğradığını belirtti.

Anne Frank Huis: Anna Frank’i daha önce duymamış mıydınız? Bilmemek değil öğrenmemek ayıp. Nazi işgali altındaki Amsterdam’da ailesi ile birlikte bir evde saklanan bu küçük kızın yazdığı günlük tarzı yazılar ölümünden sonra keşfedilmiş ve kitap haline getirilmiştir. İşte o günleri yansıtan günlük bu evde yazılmıştır.

I Amsterdam: Bu ünlü ikonik yazıyı bomboş yakalamanız çok zor. Güzel fotoğraf yakalamak isterseniz kalabalıktan dolayı çok zaman harcamak ve bunca çabaya rağmen temiz bir kare elde edememiş olabilirsiniz. Çok erken saatlerde giderek şansınızı daha çok arttırabilirsiniz.

Redlight: Havadaki kokunun değiştiğini anında fark edeceğiniz bu ünlü caddeyi görmeden Amsterdam’dan ayrılmamanız gerekir. Böyle bir yeri başka bir şehirde göremeyeceksiniz. Cadde akşam vakti hayli kalabalık olabilmektedir. Camekânları fotoğraflamamanızda fayda var.

Nehir Turu: Bu şehir kanallara sahip haliyle nehir turu isterseniz hemen bir tekneye atlayabilir ve Amsterdam kanallarını daha yakından fotoğraflayabilirsiniz.

DSCF7559

Bisiklet Turu: Bisiklet sürmeyi biliyorsanız şehri gezmek sizin için çok kolay. Dümdüz bu şehirde bisiklet sürmek size keyif verecektir.

DSCF7166

Ve Sayısız Müze: Düşündüğünüz ve düşünmediğiniz birçok konu hakkında (Van Gogh müzesi, Rijsk müzesi, peynir müzesi vb.) büyük veya küçük bir çok müze bulabilirsiniz.

Keyifli seyahatler 🙂

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s