Turizmin Başkenti: Roma

Gezinizin özetini en başta bir yapalım. Roma tarihi meydanları ve yapıları, sanat müzeleri, dini yapıları, lokal biri gibi aylak aylak gezebileceğiniz Travestere bölgesi, damağınıza tat katacak tiramisu ve dondurma çeşitleri ile gezinize damga vuracaktır. Evinize döndüğünüz andan itibaren kulağınızda fısıltılar duymaya başlarsanız bilin ki Roma tekrardan sizi çağırıyordur. Bu bizim İtalya’ya ve Roma’ya ilk gelişimiz ve 4 günümüzü bu tarihi güzellikleri olan şehirde dolu dolu geçirdik. Gözlerimizi tekrar kapatıp düşlediğimizde Roma’nın yemekleri ile tarihi dokusu her daim anılarımızda birbirine karışıyor.

DSCF7396

Roma’ya Ulaşım:

Mart 2018’de Pegasus ile kişi başı gidiş-geliş maliyeti 400 TL olan uçuşlarımız ile Sabiha Gökçen’den Roma Fiumicino Leonardo da Vinci Havalimanı’na günün ilk Roma uçuşu ile vardık.

Havalimanı’ndan şehir merkezine ulaşım için ya Leonardo Express trenini ya da yerel tren seferlerinden bazılarını seçebilirsiniz. Leonardo Express hiç durmadan direk Roma’nın kalbindeki Termini istasyonuna gidiyor. Tek kişi bilet ücreti 14 Euro olan bu seferler 15 dakika da bir kalkarak 30 dakikada sizi konforlu bir şekilde Roma’ya ulaştırıyor. Eğer dış mahallerde kalacaksanız express tren yerine FR1 bölgesel treninin rotasına bakmanızı tavsiye ederiz.

Havalimanından şehre giderken son olarak dikkat etmeniz gereken çok önemli bir şey var. Bileti bilet makinelerinden veya büfelerden aldıktan sonra tren istasyonunun hemen girişinde ve peronlarda bulunan sarı ve turuncu renkli ufak makinelere sokup bileti valide etmeniz gerekiyor. İtalya’da bileti valide etmek dediğimiz şey aslında makinenin biletin makineye giren ucuna belli belirsiz bir şey yazması yada bileti delmesi olarak ifade edebiliriz. Bilet almanıza rağmen bu işlemi yapmazsanız trendeki kontrolör size mazaret kabul etmeksizin para cezası kesiyor. Şehir içi otobüs ulaşımında da biletlerinizi aynı şekilde valide etmeniz gerekiyor. İtalya’da şehir için de kontrole denk gelen görmedik ama risk almak istemeyenler ve toplu taşıma kullananlar için hatırlatalım.

Roma’da Şehir İçi Ulaşım:

Roma’da şehir merkezinde kaldığınızda Vatikan dahil her yer yürüme mesafesi içerisinde kaldığından Termini İstasyonu’na ulaştıktan sonra toplu taşıma kullanmadık ve sizin de kullanmanıza gerek olduğunu düşünmüyoruz.

Kullanmanız gerekirse bilet makineleri veya büfelerden aldığınız biletler ile otobüslere ve metroya binebilirsiniz. Bilet ücreti olarak size maliyeti 1.5 Euro olacaktır. Günlük veya 3 gün geçerli biletleri sırasıyla 7 Euro ve 24 Euro vererek satın alabilirsiniz. Ceza yememek için biletlerinizi otobüslerdeki makinelerde valide etmeyi unutmayın.

Roma’da Konaklama

Roma’daki konaklamamızı bizim için klasik olacak şekilde booking.com üzerinden ayarladık. Bizim kaldığımız işletmenin (Rione Monti Suites) 6 odası vardı. 3 kişilik odayı 3 gece için 315 Euro’ya tuttuk. Kahvaltı dahil olmayan odamız zamanımızın çoğunu dışarıda geçirdiğimizi düşündüğümüzde bizim için yeterli ve merkeziydi. Kesinlikle burada kalın diyecek ekstra şeyleri olmadığını ifade edelim. İç konfor açısından benzer çok sayıda konaklama seçeneği bulabilirsiniz. Konumu için ise aynı şeyi söyleyemeyiz. Gerçekten konumu ve çevresindeki sakinlik bizim için efsaneydi.

Tek uyarımız Termini tren istasyonu ve yakın çevresi geceleri evsizlere ev sahipliği yaptığı için Termini’ye komşu sokaklarda kalmamanızı tavsiye ederiz. Kalacaksanız da bu yönde bir yorum olup olmadığına Tripadvisor ve Booking’e iyice bakın.

Roma’da Ayakkabı Tercihi

Neden bu konuyu bir başlık yaptık hemen onu açıklayalım. Biz sürekli yürüdük. Roma merkez, Vatikan, Trastevere olsun her yere yağmur, çamur yürüyerek gittik. Bu nedenle ilk tavsiye olarak rahat bir yürüyüş / spor ayakkabısı tercih etmenizi tavsiye ederiz. Kadınlar için topukluyla yürümek arnavut kaldırımlı zeminlerde zor ve yorucu olabiliyor.

Tabii fotoğraf çekimlerinizde o halinizle de arz-ı endam etmek istiyorsanız yanınızda küçük bir çanta da topluluklarınızı taşıyabilir veya bir iki saatlik kısa mesafelerde tercih edebilirsiniz. Tıpkı bu fotoğrafta olduğu gibi. 🙂

Roma’da Güvenlik

İtalya suç istatistikleri açısından diğer Avrupa ülkeleri gibi değil. Bu nedenle tetikte olmakta fayda var. Özellikle hırsızlık bizim gibi turistler için büyük tehlike. Grupça gezerseniz, ıssız ve ara sokaklarda tek olmazsanız, değerli eşyalarınızı ceplerinizde güvende tutarsanız büyük ihtimal bir sıkıntı yaşamazsanız. Diğer taraftan Biz Paris ve Barselona’nın aksine aldatmaca (scam) girişimlerine denk gelmedik. İtalyanlar size zarar verirse ruhunuz duymadan zarar verir demek oluyor bu.

Roma’nın biraz dışına çıkacaksanız ve araç kiralayacaksanız kaskoyu tam kapsamlı yapın. Değerli eşyalarınız arabada değilken hep yanınızda olsun. Hem İspanya hem de İtalya’da kötü anılar yaşayan arkadaşlarımız oldu. Araçlardan hırsızlık olayları da göz açıp kapayıncaya kadar olabiliyor.

Roma’da Müzelerin Ücretsiz Olduğu Gün

İşte size cebinizi rahatlatacak bilgilerden birini vermeye sabırsızlanıyoruz. Eğer seyahatinizi içinde bulunduğunuz ayın ilk pazar gününe denk getirdiyseniz Roma’daki müzeleri o gün bedava gezebileceğinizi unutmayın. Biz Kolezyum ve Vittorio Emanuele II Abidesi’ne ücretsiz girerek günü geçirmeyi tercih ettik.

Vatikan müzeleri ise her ayın son pazar günleri ücretsiz olarak ziyaretinizi beklemektedir.

Roma’da Nerelere Gidilir?

Trastevere

Siz Roma yolcularına ilk tavsiye etmek istediğimiz yer bizim için Trastevere bölgesi olarak öne çıkıyor. Aşağıda bahsedeceğimiz yerlere zaten kesinlikle uğrayacaksınız. Fakat burası bazen şehre yeterli vakit ayrılmadığında gezi rotası dışında bırakılabiliyor. Bizde elbette sadece yarım günümüzü ayırabildiğimiz buranın eksperi değiliz. Fakat ilk gözlemlerimize şöyle bir benzetme yapabileceğimizi düşünüyoruz.

Roma’nın merkezi bizim tarihi yarım ada ise Trastevere ise Balat’dır. Vatikan’ı gezdiğiniz bir günün sonrasında Vatikan’dan yaya olarak 30 dakikada bu bölgeye ulaşabilirsiniz. Gerçekten fotoğraf anlamında güzel kareler yakalayabileceğiniz bir mimarisi var. Burada sokaklara yayılmış çok sayıda kafede oturup keyifle bir şeyler içebilirsiniz. Biz akşam yemeğimizi Dar Poeta isimli bir pizzacı da yedik. Ev yapımı şarap ile yemeğimizi taçlandırdık. Yemek konusunda da Dar Poeta’yı kesinlikle tavsiye ederiz.

Colosseo (Kolezyum)

Roma’nın simgesi olan Kolezyum’u tekrar tekrar anlatmamıza gerek yoktur diye düşünüyoruz. Dışından da içeriden de fotoğraflık çok sayıda kare sunuyor. Eğer tarihe ve fotoğrafçılığa ilginiz varsa ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Her ayın ilk Pazar günü ücretsiz ziyaret edilebildiğini tekrar hatırlatmak isteriz. Ayın diğer günleri bilet ücreti olarak 12 Euro ödemek durumundasınız. Kolezyum’un yanı başında Konstantin Takı’nı (Arco Di Constantino) görebilirsiniz. Burası Paris ve Barselona’daki Zafer Takı’larını (Arc De Triomphe) size anımsatacaktır.

Foro Romano (Roma Forumu)

Ekstra bir bilet ihtiyacı duymadan da Kolezyum’a çok yakın mesafede cadde üzerinde gezerken de uzaktan görüp fotoğraflayabileceğiniz bir mekan. Dilerseniz Kolezyum biletinizle kombine olarak burayı da gezebilirsiniz. Cadde üzerinde sokak sanatçılarıyla da karşılaşabilir ve keyifli bir müzikle tarihin kesiştiği o ana tanık olabilirsiniz. Forumun akşamları aydınlatılması sebebiyle hem gündüz hem de gece farklı atmosfere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Tarihe meraklı iseniz tabii ki daha fazla bilgi edinerek burada yer alan kalıntıların Roma’nın tarihi gelişimindeki yerini daha detaylı öğrenebilirsiniz. Açık hava müzesi gibi bu yeri ziyaretçi sırasına girip ziyaret etmeyi gerekli görmedik.

Pantheon (Panteon)

Antik Roma döneminden kalan ve Fontana di Trevi’ye 10 dakikalık yürüme mesafesinde bulunan ziyareti ücretsiz olan eşşiz mimariye sahip gezilesi bir tapınaktır. Şehrin kalbinde olduğu için isteseniz de görmeden geçemezseniz diye düşünüyoruz 🙂

Fontana di Trevi (Aşk Çeşmesi)

Bu güzel çeşme herhalde herkesin Roma listesinde ön sıralarda yer alıyor ki gider gitmez sizi bir kalabalık karşılıyor. Gezerken çekingen olmak yapmanız gereken en son şey olduğu için siz de hemen bozukluğunuzu elinize alıp ilk fotoğrafınızı çekindikten sonra dileğinizle birlikte Aşıklar Çeşmesi’nin derinliklerine doğru fırlatıveriniz.

Her vakit çok kalabalık olduğunu hatırlatalım. Çok erken kalkıp gideriz boş olur güzel fotoğraflar çekiniriz diyorsanız sabah gün doğumunu yakalamanız size fırsat yaratacaktır. Biz yine de emin değiliz boş yakalayacağınıza bu nedenle diğer şehirlerde yaptığımız gün doğumunda fotoğraf çekimi ritüelini uygulamadık.

Scalinata di Trinità dei Monti (İspanyol Merdivenleri)

Aşk Çeşmesi’ne oldukça yakın olan İspanyol Merdivenleri’nin bulunduğu meydan üzerinde bir sürü mağaza dikkatinizi çekecektir. Vitrinlere göz atıp devam ettikten sonra o meşhur merdivenlerle buluşabilirsiniz. Merdivenden yukarıya doğru baktığınızda Trinità dei Monti kilisesini görebilirsiniz.

Dilerseniz ufak atıştırmalıklarınızla merdivende oturup geçip giden kişileri seyrederek hem karnınızı doyurabilir hem de lokal günlük hayatın bir parçası gibi hissedebilirsiniz. Şansınız yaver gittiyse hem hava güzeldir hem de merdivenlerin eteğindeki Piazza Di Spagna’da etkinlikler düzenlenmiş olur.

DSCF7060

Villa Borghese / Galleria Borghese

Huzur verici kocaman bir alana yayılmış bir park ve kesinlikle ziyaret etmeniz gerekiyor. Sonra da neden İstanbul’da yada Türkiye’de böyle şehir içinde kalmış yerler yok diye kendimize sormamız gerekiyor. Ayrıca parkın sınırlarındaki Galleria Borghese bulunmaktadır. Borghese ismi soylu bir İtalyan ailesinin soyadıdır. Bu galeri de Bernini ve Caravaggio eserleri ile sanata doyabilirsiniz.

Ziyaret için önceden rezervasyon yaptırmanız yararınızadır. Burası da her ayın ilk Pazar günü ücretsiz ama dediğimiz gibi bedava da olsa rezervasyon yaptırmanız gerekiyor ki biz kapısına kadar gittiğimiz için şu yazıyı fark ettik. “Önümüzdeki 3 ayın ilk Pazar günlerinin rezervasyonu dolmuştur.” Ziyaret planlıyorsanız rezervasyon için elinizi çabuk tutun. Bedava günler rezervasyonunuz yoksa ziyaretiniz imkansızdır diyebiliriz. Buradan bilet alabilirsiniz.

Complesso del Vittoriano (Vittorio Emanuele II Abidesi)

Venedik Meydan’ında ihtişamlı bir yapı ve önünde devasa bir abide görürseniz işte burası 1885 yılında yapımına başlanarak Birleşik İtalya Krallığı’nın ilk kralı olan Vittorio Emanuele II anısına 1925 yılında ziyarete açılmıştır. Bildiğimiz kadarı ile içinde açık sergiler varsa bu sergileri ziyaret için bunlara 13-15 Euro’luk bilet ücreti ödeyerek giriyorsunuz. Bunun dışında ücretsiz ziyaret ettiğimiz yapının bölümleri Piazza di Venezia’yı yüksekten gördüğü için güzel fotoğraf karelerini anı defterinize kaydetmenizi sağlıyor.

Palazzo del Quirinale (Quirinal Sarayı)

Otelimizden çıktıktan kısa bir süre sonra yürüyerek ulaştığımız ilk yer “Quirinal Sarayı”nın ta kendisi. 🙂  Google’dan edindiğimiz bilgi doğrultusunda, cumhurbaşkanının da ikametgahlarından birisi olarak geçiyor. Daha önceleri de papa, kral ve önceki cumhurbaşkanlarına ev sahipliği yapmış. Merak edenler için tur imkanı da bulunuyor fakat biz sadece dışarıdan bakıp geçmekle yetindik. Online rezervasyon imkanı için buraya tıklayabilirsiniz.

Vatikan Müzesi

Vatikan Müzesi’ne ziyaret planlıyorsanız kesinlikle biletinizi online olarak satın alın. Müze çok çeşitli eserleri barındırıyor. Müze gezmeden yapamıyorum diyorsanız ve sanat seviyorsanız zaten Vatikan Müzesi, Galleria Borghese sizin ziyaret etmeniz gereken önde gelen 2 yer. Vatikan Müzesinin girişini biz  San Pietro Meydanı’ndaki Basilica San Pietro zannettik çünkü onunda önünde devasa sıra oluyor. Neyseki 5 dakika geçmeden fark edip görevli birisine sorup girişi 5-10 dakika yürüyerek bulduk.

Vatikan’da bir çok görevli size ücretsiz yardımcı oluyor. Soru sormaktan hiç çekinmeyin. Özellikle Vatikan Müzelerinin en önemli yapısı olan Sistina Şapeli’ni de gezebileceğiniz Vatikan Müzeleri’nin girişi buradadır. Biletinizi buradan alabilirsiniz. Online bilet alıp rezervasyon yaptırırsanız 21 Euro, rezervasyon yaptırmadan sıraya girip bilet alırsanız 17 Euro, her ayın son Pazar günü ise ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. Sırayı gördüğümüz için diyebiliriz ki 4 Euro’ya değer beklemememek. Çünkü asgari 1-2 saatlik sıra vardı biz sıra beklemeden girerken diyebiliriz.

S.P.Q.R. (Bilmeniz de Fayda Var)

Bu ifade ile gezerken bir çok yerde karşılaşacaksınız. Bu sebeple sizler Google’a sormadan buradan açıklamak istedik. S.P.Q.R. Senatus Populusque Romanus yani Roma Senatosu ve Halkı anlamına gelir ve Eski Roma’da cumhuriyet döneminin mutlak yasama yürütme organının simgesidir.

Marcellus Tiyatrosu

Roma’da gezerken dış cephesi Kolezyum’a benzeyen başka bir yapı görürseniz büyük ihtimal burası Roma imparatoru Augustus’un yeğeninin ismi verilen antik Roma tiyatrosudur. Dışardan fotoğraflayıp günlük rotamıza devam ettik.

DSCF8282

Roma’da Restoran Tavsiyeleri

Trieste

Leziz pizzalar için ilk durağımız piknik örtüsü desenli masa örtüleri olan Trieste. Burada lezzetli 3 pizza söyledik ve tabağımızda lokma bırakmadan hepsini afiyetle tükettik. 🙂 Boyutlarının daha çok küçük pizzaya yakın olduğunu söyleyebiliriz. Yanında içecek olarak Terre Nostre şarabını tercih ettik.

“Sevmekten kim usanır tadına doyum olmaz” şarkı sözünü kendimize uyarlayıp “gezmekten kim usanır” diyerek artış gösteren kurlara rağmen duygularımızı dile getirerek Roma’yı ziyaret edeceklere şimdiden keyifli yolculuklar dileriz. 🙂

Ristorante San Marco

Villa Borghese’e yakın olan bir restoran olarak bir öğle yemeğimizi burada yedik. Restoranın dizaynı ve sınıfı dolayısı ile fiyatları bu yazıdaki diğer restoranlardan 1-2’şer Euro daha pahalı olduğunun altını çizelim. Fakat Villa Borghese’e biraz yakın olup yemek yenebilecek ender yerlerden biri olarak internet yorumlardan kısa zamanda tespit edebildiğimiz yegane yerlerden biriydi. Kısa vaktiniz varsa ve gittiğinizde Euro daha normal kurlardaysa kendinizi riske atmayıp güzel şeyler yemek için güzel tercihti.

Ai Tre Scalini

Kapısında sıra beklediğimiz, akşamımıza güzellik katan yerlerden biriydi. Rione Monti bölgesine yakınsanız bir uğramanızı tavsiye ederiz. Metrekare olarak biraz dar olabilir ama samimi bir ortamı güzel bir dizaynı var. Bir uyarı burası bir İtalyan gibi hissetmenize yol açabilir.

Dar Poeta

Travestere bölgesinde keşfettiğimiz güzel bir pizzaria restoranı. Yolunuz Travestere’ye düştüğünde acıkırsanız burayı gönül rahatlığı ile tercih edebilirsiniz.

Roma’da Yenmesi Gereken Tatlılar

Pompi (Tiramisuların Kralı)

Tiramusu yemeden geçmeyin. Gerçekten yediğinize pişman olmuyorsunuz. Biz 3 farklı çeşidini denedik. Hepsini sevdik. Klasikten başlamanızı tavsiye ederiz.

Venchi (Dondurmaların Şahı)

Tek cümle ile ifade ediyoruz. Önündeki sıraya efendi efendi girip top top dondurmaları afiyetle yiyin. Afiyet olsun.

Roma’da Kahvaltı Konusu

Kahvaltı konusunda Türk’ler dışında tüm herkes vasat. Konaklayacağınız yer size kahvaltı sağlamıyorsa genel olarak kruvasan, sandviç ve kahve ağırlıklı bir kahvaltınız olacaktır.

Dipnot

Şimdiden keyifli vakitler dileriz. Size faydamız dokunduysa bizi de anmayı unutmayın 🙂

2 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s